Araç sahiplerinin tazminat için nereye başvuracağı, büyük ölçüde araçlarının kasko poliçesindeki teminatlara göre değişiyor. Sel ve su baskını teminatı bulunan kaskolarda ilk başvuru noktası sigorta şirketleri olurken, zorunlu trafik sigortası genel olarak kişinin kendi aracında oluşan sel hasarını karşılamıyor. Kaskosu olmayan araç sahipleri açısından ise idareye karşı tazminat talebinde bulunma seçeneği gündeme geliyor. Sel hasarına ilişkin başvuruda hangi belgeler gerekli, başvuru için ne kadar süre var? Ayrıntılar haberimizde…

İstanbul Valiliği, 15 Ekim’de yaptığı açıklamada 14 Ekim’de etkili olan şiddetli yağışın yol açtığı afet zararlarının tespiti için çalışmaların başladığını duyurdu. Zararların nasıl karşılanacağı konusunda ayrıca bilgilendirme yapılacağı da belirtildi. Bununla birlikte, hasar tespitinin yapılması araç sahiplerine kendiliğinden ödeme yapılacağı anlamına gelmiyor. Selden etkilenen tüm araçlar için otomatik olarak uygulanan bir devlet tazminatı yok. Resmi bir destek programı duyurulmadığı müddetçe ödeme miktarı, başvuruların tarihi ve hak sahipliği konusunda kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor.

Kaskosu olan araç sahiplerinin öncelikle poliçelerini düzenleyen sigorta şirketine veya acenteye başvurması gerekiyor. Hasar ihbarında olayın hangi tarihte gerçekleştiği, aracın nerede bulunduğu ve hasarın nasıl oluştuğu net biçimde aktarılmalı. İhbar üzerine sigorta şirketi bir hasar dosyası oluşturuyor ve eksper incelemesi başlatıyor. Aracın onarılmasına mı yoksa pert sayılmasına mı karar verileceği bu incelemenin sonucuna göre belirleniyor.

Poliçede sel ve su baskını teminatı yer alıyorsa araçtaki hasarın karşılanması, poliçenin hükümleri ve teminat limitleri kapsamında mümkün olabiliyor. Dar kasko, standart kasko, genişletilmiş kasko ve tam kasko gibi farklı poliçe seçenekleri bulunduğundan, araç sahiplerinin kaskolarının olup olmadığını kontrol etmenin yanı sıra sel hasarının teminat kapsamında bulunup bulunmadığını da incelemesi gerekiyor.

Hayır. Zorunlu trafik sigortasının amacı, araç sahibinin üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak. Dolayısıyla kişinin kendi otomobilinde sel nedeniyle meydana gelen hasar, genel olarak trafik sigortası tarafından karşılanmıyor.

Kasko genel şartları uyarınca, hasarın sigorta şirketine 5 iş günü içinde bildirilmesi şartı bulunuyor. İhbarın gecikmesi hasar işlemlerinde sorun çıkarabileceğinden, araç sahiplerinin vakit geçirmeden sigorta şirketlerine ulaşması tavsiye ediliyor.

Uzmanlar, sel sularına maruz kalmış araçların kesinlikle çalıştırılmaması gerektiğini belirtiyor. Motoruna su giren bir aracı marşa basarak çalıştırmak, motor ve elektronik aksamda çok daha ağır hasara neden olarak aracın bütünüyle kullanılamaz duruma gelmesine yol açabiliyor. Hasar gören araçların çekiciyle servise götürülmesi gerekiyor. Elektrikli araçlarda elektrik çarpması tehlikesi nedeniyle daha da dikkatli olunması öneriliyor.

Sel hasarı başvurularında hak kaybı olmaması için meydana gelen zararın eksiksiz şekilde belgelenmesi önem taşıyor. Araç sahiplerinin hazırlaması tavsiye edilen evraklar arasında ruhsat ve kimlik bilgileri; sel anında aracın nerede olduğunu ve su seviyesini gösteren fotoğraf ve videolar; servis veya bağımsız ekspertiz raporu; onarım faturaları ile çekici ve otopark giderlerini belgeleyen evraklar bulunuyor. Araç kullanılamaz hale geldiyse, hasar öncesindeki ve sonrasındaki piyasa değerini ortaya koyan belgelerin de dosyaya konulması gerekiyor.

Eksper, aracın onarılamayacağı sonucuna varırsa tam hasar, diğer adıyla pert işlemleri başlatılabiliyor. Bu durumda sigorta şirketi, tazminat tutarını hesaplarken aracın hasar tarihindeki rayiç bedelini ve poliçe koşullarını dikkate alıyor. Ödeme miktarı poliçede yer alan muafiyetlere ve diğer hükümlere göre farklılaşabiliyor. Eksper raporuna ya da hesaplanan tazminata itiraz etmek isteyen araç sahipleri, dayanak belgelerini ekleyerek itirazlarını sigorta şirketine yazılı olarak iletebilir. Şirketle anlaşmazlık yaşanırsa Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru da yapılabiliyor.

Kaskosu olmayan veya poliçesinde sel teminatı bulunmayan araç sahipleri, idareden tazminat talep etme yoluna başvurabiliyor. Hasarın altyapı eksikliğinden, yağmur suyu kanallarının ya da derelerin bakımsız bırakılmasından veya gereken önlemlerin alınmamasından kaynaklandığı düşünülüyorsa, ilgili idareden “hizmet kusuru” gerekçesiyle tazminat istenebiliyor. Bu kapsamda önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılıyor; talebin reddedilmesi ya da yanıtsız bırakılması durumunda idari yargıda tam yargı davası açılabiliyor. İdareye başvuru ve dava açma süreleri kanunlarla sınırlandırıldığı için bu seçeneği değerlendiren araç sahiplerine bir avukattan yardım almaları tavsiye ediliyor.

İdareye karşı açılacak tazminat davalarında, zararın idarenin ihmali nedeniyle oluştuğunun kanıtlanması gerekiyor. Bu yüzden aracın bulunduğu noktadaki altyapı koşullarını gösteren görüntüler, aynı yerde geçmişte yaşanan su baskınlarıyla ilgili başvurular ve kayıtlar, tanık anlatımları ile resmi tutanaklar dava sürecinde önemli deliller arasında sayılabiliyor. Her olayın koşulları farklı olduğundan, davanın sonucunun dosyanın özelliklerine göre değişebileceği belirtiliyor.